19 Haziran 2026
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde turistik amaçla bulunan veya yerleşik olarak yaşayan yabancıların herhangi bir adli olaya karışması ya da haklarında bir suç iddiasının bulunması, hem adli (ceza hukuku) hem de idari (göç hukuku) mekanizmaları aynı anda harekete geçiren oldukça karmaşık bir süreci başlatır. Yabancı bir kişinin gözaltına alınması, telefon gibi iletişim araçlarına el konulması ve ardından tutuklanarak cezaevine gönderilmesi, yurtdışındaki veya Türkiye'deki aile üyeleriyle iletişimini tamamen kesebilir. Sürecin şeffaf yürütülememesi ve bilgi eksikliği, telafisi imkânsız hak kayıplarına yol açmaktadır. Bu yazı, suça karıştığı iddia edilen yabancıların aileleri ve yasal temsilcileri için yabancıların adli ve idari süreçleri konusunda bir yasal rehber ve kriz yönetimi yol haritası olarak hazırlanmıştır.
Maddi ceza hukuku teoride herkes için eşit uygulansa da, pratik usul işlemleri yabancılar için yapısal ve dilsel engeller nedeniyle ciddi farklılıklar gösterir. Kolluk kuvvetleri (polis/jandarma) merkezlerinde, yargılama henüz başlamadan şüphelilere suçluymuş gibi muamele edilmesi sık rastlanan bir durumdur. Bu durum, yabancı üzerinde derin bir psikolojik baskı yaratır ve gözaltı aşamasında aile fertlerinin kişiyle doğrudan temas kurması veya görüşmesi hukuken mümkün değildir. Bu nedenle yabancıların adli ve idari süreçleri bağlamında süreci dışarıdan bir avukatın yönetmesi hayati önem taşır.

Gözaltı işlemlerinin başlamasıyla birlikte kolluk kuvvetleri şüphelinin pasaportuna, cep telefonuna ve tüm elektronik cihazlarına el koyar. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 147. maddesi, gözaltına alınan her bireyin vazgeçilemez haklarını güvence altına alır. Yabancılar için bu hakların uygulanması şu şekildedir:
Emniyetteki ifade işlemlerinin tamamlanmasının ardından yabancı kişi, Cumhuriyet Savcılığına sevk edilir. Savcılık ifadesinin ardından savcı, kişiyi serbest bırakabileceği gibi tutuklama istemiyle Sulh Ceza Hakimliğine de sevk edebilir.
Türk ceza yargılamasında tutuklama, en ağır koruma tedbiridir ve yabancıların adli ve idari süreçleri içerisinde büyük bir engel teşkil edebilir. Yabancı şüphelilerin Türkiye'de sabit bir ikametgahlarının bulunmaması, bağlarının zayıf olması ve ülkelerine geri dönme ihtimalleri, mahkemeler tarafından doğrudan "kaçma şüphesi" ve "delillere ulaşılamama ihtimali" olarak değerlendirilir. Bu nedenle, yerleşik bir Türk vatandaşının serbest bırakılabileceği durumlarda, yabancılar hakkında tutuklama kararı verilmesi riski istatistiksel olarak çok daha yüksektir.

Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı, kararın tefhiminden (yüze okunmasından) veya tebliğinden itibaren 2 hafta (14 gün) içinde bir üst mahkemeye itiraz edilmesi gerekmektedir. Bu sürenin kaçırılması, tutukluluk halinin uzamasına neden olur.
Hakim, tutuklama tedbirinin çok ağır olacağına ancak doğrudan serbest bırakmanın da riskli olduğuna kanaat getirirse adli kontrol kararı verebilir. Türkiye’deki sistem nakit kefalet üzerine kurulu değildir; daha çok davranışsal kısıtlamalar uygulanır:
Tutuklanan yabancı, yakalandığı ildeki kapalı ceza infaz kurumuna gönderilir. Büyük şehirlerde yabancı tutukluların sevk edildiği cezaevleri genellikle belirlidir. Örneğin; İstanbul'da gözaltına alınıp tutuklanan erkek yabancılar çoğunlukla Maltepe 3 Nolu Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderilmektedir.
Türk cezaevi mevzuatı, tutukluları ziyaret edebilecek kişileri birinci derece kan ve kayın hısımlarıyla kesin olarak sınırlandırmıştır. Otomatik olarak ziyaret hakkına sahip olan kişilerin listesi şunlardır:
Mahkumların, cezaevine ilk kabul edildikleri tarihten itibaren tam 60 gün içinde cezaevi idaresine resmi bir form ile akraba dışı olan en fazla üç kişinin (arkadaş, nişanlı vb.) isimlerini bildirme hakkı vardır. Bu 60 günlük hak düşürücü süre kaçırılırsa, listedeki kişilere kalıcı olarak ziyaret reddi verilir.
Tutuklu yabancının ailesiyle telefon görüşmesi yapabilmesi için cezaevi idaresine şu belgelerin sunulması zorunludur:
Para Yatırma ve Eşya Teslimi: Tutuklunun cezaevi kantininden ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için, cezaevinin resmi IBAN hesabına, açıklama kısmına tutuklunun "Adı, Soyadı ve Yabancı Kimlik (99 ile başlayan) / Pasaport Numarası" yazılarak para yatırılmalıdır. Kıyafet ve eşya teslimi hafta içi 09:00 - 17:00 saatleri arasında cezaevi emanet birimine yapılır. Cezaevlerinde lacivert, turuncu renkli, üzerinde askeri veya siyasi yazı baskısı bulunan, lekeli veya ıslak kıyafetler kesinlikle içeri kabul edilmez.
Yabancıların adli ve idari süreçleri ile ilgili en büyük hukuki yanılgı, ceza mahkemesi veya savcılık tarafından serbest bırakılınca (veya beraat edince) sürecin tamamen bittiğinin sanılmasıdır. Türkiye'nin göç ve ceza mevzuatının "çift kulvarlı" yapısı gereği, adli makamlarca serbest bırakılan bir yabancı, kolluk kuvvetleri tarafından serbest bırakılmayarak derhal İl Göç İdaresi Müdürlüğü yetkililerine teslim edilir.

6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun (YUKK) 54. maddesi uyarınca, bir suç soruşturmasına veya kovuşturmasına karıştırılan yabancı hakkında "kamu düzeni veya kamu güvenliği açısından tehdit oluşturduğu" gerekçesiyle otomatik olarak idari sınır dışı etme (deport) süreci başlatılır. Dosyanın ceza hukuku boyutu ne olursa olsun, idari makamlar usulen sınır dışı kararı alma ve kişiyi sınır dışı işlemi tamamlanana kadar Geri Gönderme Merkezi'nde (GGM) idari gözaltında tutma eğilimindedir. GGM'lerdeki ağır bürokratik işlemler, konsolosluk yazışmaları ve seyahat belgesi tedarik süreçleri nedeniyle yabancılar, adli olarak serbest kalsalar dahi 6 ay boyunca bu merkezlerde tutulabilmektedir. Sınır dışı etme ve idari gözetim kararlarına karşı İdare Mahkemelerine ve Sulh Ceza Hakimliklerine yasal süreleri içinde yürütmeyi durdurma talepli davalar açılmalıdır.
Uluslararası hukukta ve aileler arasında, yabancının vatandaşı olduğu ülke büyükelçiliğinin veya konsolosluğunun kişiyi gözaltından çıkarabileceği veya Türk yargısına müdahale edebileceği yönünde büyük bir yanlış algı vardır. Konsolosluk yetkilileri, Viyana Sözleşmesi ve ev sahibi ülkenin iç hukuk kurallarına tabi diplomatik görevlilerdir, yasal temsilci değillerdir.
Bu nedenle ailelerin, konsolosluk yardımına güvenerek zaman kaybetmek yerine, yabancıların adli ve idari süreçleri boyunca hem ceza hem de idari göç hukuku boyutlarıyla ilgilenecek profesyonel ve özel bir hukuk danışmanlığı / avukatlık desteği almaları, yasal hakların korunması açısından tek ve mutlak çözümdür.
Sınır ötesi ticari operasyonlarınızdan yerel uyuşmazlıklara kadar her dosyada, size özel ve sonuç odaklı bir strateji belirlemek için ilk adımı atın.
Son dönemde SLC Hukuk adı kullanılarak SMS, WhatsApp ve telefon yoluyla kişilere ulaşıldığı; dava ya da icra dosyası bulunduğu iddiasıyla ödeme talep edildiği tarafımıza bildirilmiştir.
Büromuz SMS, WhatsApp ya da telefon yoluyla hiçbir şekilde ödeme, IBAN'a para gönderimi, şifre veya kişisel/bankacılık bilgisi talep etmez. Bu tür mesajlara itibar etmeyiniz, içerdikleri bağlantılara tıklamayınız.
Şüpheli bir mesaj aldıysanız resmî iletişim kanallarımızdan doğrulayabilir, durumu en yakın kolluk birimine veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirebilirsiniz.