27 Nisan 2025
Boşanma, hukuken gerekli olan tüm şartlar sağlanarak geçerli olarak kurulan evliliğin, eşler hayatta iken kanunda yer alan şartların varlığı halinde mahkeme tarafından sona erdirilmesidir. Evlilik birliği sona ererken, yani taraflar boşanırken, en çok sorulan sorulardan biri de "boşanmada mal paylaşımı nasıl yapılacak?" sorusudur. Boşanma süreci duygusal yönleri kadar ekonomik sonuçlarıyla da önem taşır. Boşanmanın yanında ölüm gibi evliliğin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde de boşanmada olduğu gibi mal paylaşımı gündeme gelebilmektedir.

Öncelikle, boşanmada mal paylaşımının temelini anlamak için yasal mal rejimi kavramına bakmak gerekir. Yasal mal rejimi, taraflarca seçilmeden kanun ile geçerli kabul edilen mal rejimidir. Ülkemizde 2002 yılından bu yana geçerli olan yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir. Bu rejime göre, eşlerin evlilik süresince elde ettiği gelirler ve bu gelirlerle aldığı mallar belirli şartların varlığında ortak kabul edilir ve boşanma durumunda eşit olarak paylaşılır. Halk arasında boşanmada mal paylaşımı konusunda “mallar yarı yarıya bölünür” şeklinde ifade edilen kuralın kaynağı budur.
Edinilmiş mallara katılma rejiminin dayandığı ilke, birlikte emeğe dayalı kazancın ortak olmasıdır. Evlilik boyunca ister çalışan ister ev hanımı olsun, her iki eş de bir nevi işbölümü içinde kabul edilir ve ortaya çıkan ekonomik birikimden eşit hak sahibi olurlar. Bu rejimde iki tür mal ayrımı vardır:
Yasal mal rejimi, -eşler tarafından farklı bir mal rejimi kararlaştırılmamışsa- evlilikle başlar ve kural olarak evlilik bitene kadar devam eder; boşanma, ölüm veya farklı bir mal rejimine geçiş ile sona erer. Eğer eşler aralarında farklı bir anlaşma (mal rejimi sözleşmesi) yapmadılarsa bu yasal rejimin hükümleri uygulanacak boşanmada mal paylaşımı buna uygun şekilde yapılacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, boşanma davasının açılmasıyla birlikte eşler arasındaki yasal mal rejimi de sona erer. Buna göre boşanma davası açıldıktan sonraki gün alınan bir mal genel kural olarak paylaşıma dahil edilmez. Fakat mahkeme tarafından boşanma kararı verilmemesi veyahut eşlerin boşanmadan vazgeçmesi halinde evlilik devam edeceği için boşanma davasının açılış tarihinden sonra satın alınan mallar(kişisel eşya değilse) edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.
Eşler evlenirken veya evlilik sırasında noterde düzenleme veyahut onaylama şeklinde mal rejimi sözleşmesi yaparak mal ayrılığı gibi başka rejimler seçebilir. Bu durumda boşanmada mal paylaşımı o özel sözleşmeye göre şekillenecektir. Örneğin mal ayrılığı rejiminde paylaşma olmayacağından herkes kendi malını alacaktır). Fakat uygulamada çoğunlukla böyle bir sözleşme yapılmadığı için mal paylaşımı davalarının büyük kısmı, edinilmiş mallara katılma rejimine göre çözülmektedir.
Boşanmada mal paylaşımı kapsamında paylaşılan mallar, evlilik birliği içinde edinilmiş (kazanılmış) mallardır. Paylaşılmayan mallar ise kişisel mal niteliğindeki varlıklardır. Bunları daha detaylı ayıracak olursak:
Boşanmada Paylaşılan Mallar (Edinilmiş Mallar):

Boşanmada Paylaşılmayan Mallar (Kişisel Mallar):
Eşlerin bazı mallarının özel durumlarına değinecek olursak;
Düğünde takılan ziynet eşyaları, kadına ait kabul edilir. Bu örfte dayanan bir kural olup Yargıtay kararlarıyla da sabittir. Bu nedenle ziynetler mal rejimi tasfiyesine konu edilemez, ayrı bir alacak davasına konu edilebilir. Alacak davası neticesinde ziynet eşyalarının kadına iadesi gerekir. Yine çeyiz eşyaları kadının şahsına mahsus sayılabilir.
Eşlerden birinin şahsi şirketi varsa, işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan varlıklar mal rejimi sözleşmesiyle o eşin kişisel malı sayılabilir.
Özetle, boşanmada mal paylaşımı kapsamında paylaşılan mallar ortak emekle elde edilen kazanç ve yatırımlardır. Paylaşılmayanlar ise kişisel nitelikte olanlar veya kanunen korunmuş değerlerdir. Bununla birlikte eşlerin malları aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal olarak kabul edilecektir. Şayet bir malın kişisel mal olduğu iddiası ispat edilemezse o mal, edinilmiş mal kabul edilecek ve paylaşıma konu edilecektir. Tasfiye davasında mahkeme, her bir mal kalemi edinilmiş mal-kişisel mal ayrımı yapacak ve sadece edinilmiş mal kısmını paylaşıma tabi tutacaktır.
Bu üç terim, mal rejimi tasfiyesi sırasında ortaya çıkabilecek alacak haklarını ifade eder ve birbirinden farklı durumlara karşılık gelir:

Bu üç alacak türü bazen birbiriyle karıştırılır. Özetlemek gerekirse: Katılma alacağı, edinilmiş malların yarı yarıya paylaşımından doğan alacaktır Katkı payı alacağı ve değer artış payı alacağı ise, daha özel durumlarda bir eşin diğerine sağladığı maddi katkının telafisidir. Katkı payı daha çok eski rejime özgü, değer artış payı ise yeni kanunda düzenlenmiştir. Uygulamada, 2002 öncesi yapılan katkılar için “katkı payı”, 2002 sonrası için “değer artış payı” terimleri kullanılmaktadır. Her iki halde de amaç, eşin katkısının boşa gitmemesidir. Fakat katkı payı ile değer artış payı arasındaki temel bir fark bulunmaktadır. Değer artış payı maldaki değer artış oranına göre hesaplanacakken katkı payı, malın değerinin artışını dikkate alınmaksızın eşin katkı oranına göre hesaplanmaktadır.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle değer artış payı alacağını kaldırabilir veya sınırlandırabilirler, ama katılma alacağını ancak mal rejimini değiştirerek ortadan kaldırabilirler.
1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanunu’ndan önce (eski 743 sayılı Kanun döneminde) yasal mal rejimi mal ayrılığı rejimiydi. Dolayısıyla 2002 yılından önce evlenmiş eşlerin boşanmalarında, boşanmada mal paylaşımı iki ayrı döneme göre yapılır:
"Mal ayrılığı rejimi" başlıklı yazımız için tıklayınız.
Mal paylaşımının aşamalarını şu şekilde açıklayabiliriz:
Mal paylaşımının genel kuralları dışında, bazı özel durumları ve istisnaları da mevcuttur:

Edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi kapsamında boşanmada mal paylaşımı örnek olayı verecek olursak;
Ali ve Ayşe 2010’da evlenmiş ve 2025’te boşanmışlar. Evlilikte aldıkları bir ev (değeri 2 milyon TL, kalan kredi borcu 400 bin TL), bir araba (değeri 400 bin TL) bulunmaktadır. Ayşe ayrıca evlenmeden önce sahip olduğu bir arsayı evlilikte satmış ve 600 bin TL arsa bedelini hesabında tutmuştur. Ev Ayşe’nin, araba Ali’nin üzerindendir. Her iki malı çalışmalarının karşılığında almışlardır. Mal tasfiyesi ile birlikte;
Neticede; Ayşe evin sahibi, Ali arabanın sahibi olarak kalacak ama Ayşe, Ali’ye 600 bin TL ödeyecektir; Ayşe’nin kişisel 600 bin TL’si kendinde kalacaktır. Böylece her biri 1 milyon TL edinilmiş mal değeri elde etmiş olacaktır.
Eğer evlilik anında eşler arasında farklı bir mal rejimi anlaşması (mal rejimi sözleşmesi) yapılmadıysa, boşanmada mal paylaşımı konusunda, yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri uygulanacaktır.
Evlendikten sonra tabi olduğum mal rejimini değiştirebilir miyim?Evlilik sırasında noterde düzenleme veyahut onaylama şeklinde mal rejimi sözleşmesi yaparak mal ayrılığı gibi başka rejimler seçme hakkınız vardır. Böyle bir durumda boşanmada ve ölüm durumunda paylaşım o özel sözleşmeye göre şekillenecektir. Örneğin mal ayrılığı rejiminde paylaşma olmayacağından, boşanma veya ölüm halinde herkes kendi malını alacaktır.
Boşanma davası açıldıktan sonra elde edilen mallar, boşanmada mal paylaşımına dahil midir?Boşanma davasının açılması ile birlikte eşler arasındaki mal rejimi de sona erer. Bu kapsamda boşanma davası açıldıktan sonraki edinilen bir mal, genel kural olarak mal paylaşımına dahil edilmez. Ancak mahkeme tarafından boşanma kararı verilmez ise veya eşler boşanmadan vazgeçerse, evlilik devam edeceği için boşanma davasının açılış tarihinden sonra satın alınan mallar, eğer kişisel eşya değilse, edinilmiş mal olarak kabul edilecektir.
Aldatan eş evlilik mallarından mahkum bırakılabilir mi?Boşanma davası, Türk Medeni Kanunu’nda sayılan zina veya hayata Kast Gibi kusurlu davranışlar ile açılmış ise, yani eşlerden biri diğerini aldatmış veya diğerinin hayatına kast etmiş ise bu kusurun incelendiği boşanma davası kesinleştikten sonra görülecek boşanmada mal paylaşımı davasında hakim, kusurlu eşin artık değerdeki payını azaltabilir veya tamamen kaldırabilir.
Eşim vefat etti. Miras hakkımın haricinde mal paylaşımı kapsamında da hakkım olur mu?Eşlerden birinin vefatıyla evlilik sona erer. Burada da boşanmada mal paylaşımı benzeri bir durum söz konusudur. Sağ kalan eş, mal rejimi alacağı ile miras payını birlikte alır. Bir başka deyiş ile, evlilik birliği ölüm hali ile sona ererse sağ kalan eş, öncelikle katılma alacağını alır. Katılma alacağı, terekeye ait bir borçtur. Sağ kalan eş, katılma alacağını aldıktan sonra miras hükümlerine göre miras alacağına da sahip olur.
Örnek verecek olursak; eşinizin 10.000.000 TL değerinde kişisel malı, 10.000.000 TL değerinde edinilmiş malı mevcut iken eşiniz vefat etti. Eşinizle, iki çocuğunuz olduğunu farz edersek; bu durumda hak kazanacağınız toplam mal tutarı 10.000.000 TL’lik kişisel malın %25’i, 10.000.000 TL’lik edinilmiş malın %62,5’u size ait olacaktır. Bu kapsamda eşinizin vefatı halinde, toplam 20.000.000 TL değerindeki mal varlığının 8.750.000 TL’lik kısmı size, geri kalan kısmı yarı yarıya çocuklarınıza ait olacaktır.
Sınır ötesi ticari operasyonlarınızdan yerel uyuşmazlıklara kadar her dosyada, size özel ve sonuç odaklı bir strateji belirlemek için ilk adımı atın.
Son dönemde SLC Hukuk adı kullanılarak SMS, WhatsApp ve telefon yoluyla kişilere ulaşıldığı; dava ya da icra dosyası bulunduğu iddiasıyla ödeme talep edildiği tarafımıza bildirilmiştir.
Büromuz SMS, WhatsApp ya da telefon yoluyla hiçbir şekilde ödeme, IBAN'a para gönderimi, şifre veya kişisel/bankacılık bilgisi talep etmez. Bu tür mesajlara itibar etmeyiniz, içerdikleri bağlantılara tıklamayınız.
Şüpheli bir mesaj aldıysanız resmî iletişim kanallarımızdan doğrulayabilir, durumu en yakın kolluk birimine veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirebilirsiniz.