11 Eylül 2025
Sınai Mülkiyet Kanununa (SMK) göre marka, bir teşebbüsün mallarının veya hizmetlerinin diğer teşebbüslerin mallarından veya hizmetlerinden ayırt edilmesini sağlaması ve marka sahibine sağlanan korumanın konusunun açık ve kesin olarak anlaşılmasını sağlayabilecek şekilde sicilde gösterilebilir olması şartıyla kişi adları dâhil sözcükler, şekiller, renkler, harfler, sayılar, sesler ve malların veya ambalajlarının biçimi olmak üzere her tür işaretten oluşabilir. Markalar, bir işletmenin kimliğini oluşturan en değerli varlıklardan biridir. Marka hükümsüzlük davası ise, TÜRKPATENT nezdinde tescil edilmiş bir markanın hukuki geçerliliğinin ortadan kaldırılması amacıyla açılan davalardır. Bu davaların temel amacı, haksız veya hukuka aykırı bir şekilde tescil edilmiş markaların hükümsüz kılınmasını sağlayarak ilgililerin marka haklarının korunmasını güvence altına almaktır. Marka sahipleri açısından bu davalar, ticari kimliklerinin korunması ve pazarda haksız rekabetin önlenmesi açısından büyük bir öneme sahiptir.

Bir marka başvurusu Resmi Marka Bülteni'nde yayımlandıktan sonra, yayıma itiraz ederek tescili engellemek mümkündür. Ancak itirazın reddedilmesi durumunda itirazın iptali davası açılabileceği gibi, itiraz süresinin kaçırılması durumunda hükümsüzlük davası da açılabilir. Marka hükümsüzlük davası, marka başvurusuna karşı yayıma itiraz yoluna gidilmemiş olsa bile kullanılabilecek bir hukuki imkandır.
Eğer bir marka, tescil edilmemesi gereken durumlara rağmen (mutlak veya nispi ret nedenlerini barındırması halinde) tescil edilmişse, bu tescilli markaya karşı SMK m. 25 gereği hükümsüzlük davası açılabilir. Bu dava sonucunda marka hükümsüz kılınarak sicilden terkin edilebilir.
Markanın hükümsüzlük nedenleri Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 25/1 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan madde uyarınca markanın hükümsüzlüğü davası açıldığı takdirde Mahkeme somut olayda SMK m. 5'te sayılan mutlak ret nedenlerinden veya SMK m. 6'da sayılan nispi ret nedenlerinden herhangi birinin gerçekleştiğini tespit ederse, markanın hükümsüzlüğüne karar verecektir.

Mutlak Hükümsüzlük Nedenleri (SMK m. 5):
Nispi Hükümsüzlük Nedenleri (SMK m. 6):
Nisbi ret nedenleri kapsamında marka başvurusunun reddedilmesi için öncelikle marka yayıma itiraz yoluyla söz konusu nisbi ret nedenlerinin ilgililer tarafından ileri sürülmesi gerekmektedir. Yayıma itiraz yolunun kullanılmadığı hallerde söz konusu nisbi ret nedenleri markanın hükümsüzlüğü davası ile de ileri sürülebilmektedir. Bu maddelerde sayılan hallerden birinin dahi mevcut olması halinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilecektir.
Fikri Mülkiyet Hukuku alanındaki hizmetlerimizi incelemek için tıklayınız.
Marka hükümsüzlük davası marka tescilinde menfaati olan kişiler tarafından açılabilir. Menfaat sahibi kavramı geniş yorumlanır; zarar görenler, zarar görme tehlikesiyle karşı karşıya olanlar, meslek birlikleri (üyelerinin menfaatleri varsa) ve hatta tüketiciler de bu kapsamda görülebilir. Ayrıca, Cumhuriyet savcıları ve ilgili kamu kurum ve kuruluşları da dava açabilir. Tescil sürecinde itiraz hakkı olanlar da hükümsüzlük davası açabilirler. Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır.

Marka hükümsüzlüğü davaları davaları ihtisas mahkemeleri olan Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemelerinde görülür. Tek başına açılan davalarda yetkili mahkeme genellikle davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Ancak, marka hakkına tecavüz davasıyla birlikte açılan hükümsüzlük davalarında, davacının yerleşim yeri veya hukuka aykırı fiilin gerçekleştiği yer mahkemeleri de yetkili olabilir. Eğer dava, TÜRKPATENT'in bir kararına karşı açılan iptal davasıyla birlikte görülüyorsa, kesin yetkili mahkeme Ankara Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemeleridir.
Marka hükümsüzlük davası için bir zamanaşımı bulunmasa da bir markanın kullanılmasına belli bir süre sessiz kalınması hak düşürücü süre olarak öngörülmüştür. Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde, bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli markanın tescili kötü niyetli olmadıkça, kendi markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez. Bu nedenle, marka hükümsüzlük davaları bakımından hükümsüzlüğü talep edilen markanın tescilinden itibaren 5 yıl içerisinde dava açılması büyük önem taşımaktadır. Ancak markanın kötü niyetle tescil edilmiş olması halinde bu süre geçerli olmayacaktır.
Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi halinde, bu kararın önemli etkileri vardır. Mahkeme markanın tamamının veya tescilli olduğu belirli mal/hizmetler için kısmi hükümsüzlüğüne karar verebilir. Hükümsüzlük kararı, marka başvuru tarihinden itibaren etkili olur. Yani, markaya Sınai Mülkiyet Kanunu ile sağlanan koruma hiç doğmamış sayılır. Markanın hükümsüzlüğü kararı kesinleştiğinde marka tescili baştan itibaren hiç doğmamış sayılır. Kesinleşen karar sicile kaydedilir ve bültende duyurulmakta olup bu, markanın sicilden çıkarılması yani TÜRKPATENT kayıtlarındaki marka sicilinden terkin edilmesi anlamına gelir. Hükümsüzlüğüne karar verilen marka sahibinin ağır ihmali veya kötü niyetli hareket etmesinden zarar görenler ayrıca açacakları başka bir dava ile tazminat taleplerini ileri sürebilecekleri gibi, hükümsüzlük davası tazminat davası ile birlikte de açılabilecektir.
Marka hükümsüzlüğü davaları, tescilli marka sahiplerinin haklarını korumak için önemli bir mekanizmadır. Haksız tescillerin ortadan kaldırılması, ticari kimliklerin korunmasını ve adil rekabetin sürdürülmesini sağlar. Bu süreçte, markanın tescil edilmemesini gerektiren mutlak veya nispi ret nedenlerinin varlığının tespiti esastır. Dava açma yetkisine sahip "menfaati olan" kişilerin, özellikle 5 yıllık süreye dikkat ederek, hızlı ve etkili bir hukuki müdahalede bulunmaları büyük önem taşımaktadır. Hükümsüzlük kararının, tescilin başvuru tarihinden itibaren geçersiz sayılması ve sicilden terkin edilmesi sonuçları, bu davaların köklü değişikliklere yol açabildiğini göstermektedir. Markaların hukuki koruma açısından güvence altına alınması, marka hükümsüzlük davaları yoluyla mümkün olmaktadır.
Sınır ötesi ticari operasyonlarınızdan yerel uyuşmazlıklara kadar her dosyada, size özel ve sonuç odaklı bir strateji belirlemek için ilk adımı atın.
Son dönemde SLC Hukuk adı kullanılarak SMS, WhatsApp ve telefon yoluyla kişilere ulaşıldığı; dava ya da icra dosyası bulunduğu iddiasıyla ödeme talep edildiği tarafımıza bildirilmiştir.
Büromuz SMS, WhatsApp ya da telefon yoluyla hiçbir şekilde ödeme, IBAN'a para gönderimi, şifre veya kişisel/bankacılık bilgisi talep etmez. Bu tür mesajlara itibar etmeyiniz, içerdikleri bağlantılara tıklamayınız.
Şüpheli bir mesaj aldıysanız resmî iletişim kanallarımızdan doğrulayabilir, durumu en yakın kolluk birimine veya Cumhuriyet Başsavcılığına bildirebilirsiniz.